Aşk Acısından Kurtulmak İçin Dua

Halk dilinde «illet-i aşk», «maraz-i aşk» gibi adlarla anılan bir olay vardır. Buna <mal-i hülya», «melankoli» de denir. Açık adı «aşk hastalığadır. En çok gençlik çağlarda, kapalı çevrelerde, baskı altında yaşayan gençlerde görülür. Halk bunun nedenini bilinmeyen bir olaya, bilinmeyen bir sevgiliye gönül vermeye bağlar. Kimi hacılar, hocalar ise bundan tanrısal bir nedenin bulunduğuna, «Allah»m sevgili bir kulunun gönlüne tanrısal ‘bir «sevgi ışığı» düşürdüğüne, o ışıkla gencin yanıp yakıldığına inanırlar. Orta yaşlarda görülürse bunun da «ermişlik» olduğu kanısına varılır. Nitekim yollarda görülen, ileri geri konuşan, dengesi bozulmuş kimi kişilerin «ermişliğine olan inanç yaygındır. Bugün Anadolu’da kendilerine «Hak aşığı» denen, böyle bir «aşk illeti» ne yakalandığı söylenen sayısız kimseler vardır. Orta yaşlarda, ileri yaşlarda bunlara yalnız saygı duymak, sevgi beslemek, istediklerini yapmak, onların bütün davranışlarını «uğurlu» saymak gereği vardır. Gençlerde ise yapılacak tek iş cinciye, hocaya okunmak, üflenmek, muska, hamayıl yazdırıp üzerinde taşımaktır. Bu «aşk» çok sarsıcı, çok derin olursa ona ancak Tanrı karışırmış. Nitekim bir Divan ozanı bu konuda :

Nüshan maraz-ı aşka ilâç eylemedi hiç Ey şeyh-i keramet-furûş ez de suyunu iç demekten kendini alamamıştır. Bu «aşk illeti», «aşk marazı» tanrısal sayıldığından olsa .gerek. Bundan ölenler, iyice çıldıranlar, yemekten içmekten kesilenler de vardır. Kimi mezar taşlarında (görülen «ah min el-aşk» yazısı ‘bu yüzdendir.

Tanrıdan geldiğine inanılan bu «aşk İleti»nin bilinen tek «devası» gene Tanrıya, onun «kitab»ı olan «Kur’an»a sığınmak, başvurmaktır.

«Aşk illeti»ne yakalanan kimse kız, kadınsa güvenilir bir kadın, erkekse gene güvenilir ıbir erkek aracılığı ile cinciye ya da <-nefesi keskin» Ibir hocaya götürülür. Hoca kendisine götürülen kimseyi alevler çıkarıp yanan bir ocağın ¡başına oturtur. «Aşik illetine tutulanın yüzü ocağa dönük olur. Hoca ya da cinci, yedi «bismillah» söyleyip ilk üçünü ocağa, geri kalan dördünü de hastanın göğsüne, genellikle göğsün ortasına, üfler. Kur’an’dan kısa bir sûre okuyup hastanın yüzüne üfürür. Sonra kırk bir «bismillah» daha okuyup hastanın «kalbi»ne üfler. Bunu yaparken üfürmez. Burada «üfürmek»le «üfleme»yi birbirinden ayırmak gerekir. «Üfürmek» soluğu bütün güçle püskürtmek, «üflemek» ise çök yavaş, sessiz soluk çıkarmak demektir. Böyle yapılmazsa okumanın etkisi azalırmış.

Bunlar yapıldıktan sonra Kur’an’m «Fatiha sûresi» okunur, hastanın başına üflenir. İlk gün yapılacak işlem budur. İkinci günü «Fâtiha sûresi» üç kez okunup hastanın başına üflendikten sonra yukarda söylenen işlemler yinelenir. Üçüncü günden yedinci güne değin önce üçer rikaat namaz kılınır, sonra anlatılan bütün işlemler yinelenir. Yedinci günü, yu-kanki işlemler eksiksiz uygulandıktan sonra Kur’an’ m «Necm sûresi» okunur, hastanın çevresine fırdolayı üflenir.

Hasta üç ıgün evinin önünde gezdirilir, gezmezse, üç kez evin çevresinde gezdirilmiş ‘bir bardak su başına dökülür, hocaya götürülür. Hoca Kur’an’ın «El Cinn Sûresi»ni yazarak düzenlediği muskayı (nüsna’yı) hastanın boynuna asar. Bunu yaparken de yetmiş «Kulhuvallah» okuyup yere, göğe, hastanın yüzüne, göğsüne üfler.

Bir önceki yazımız olan Güzel görünmek için dua başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Pin It

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir